Atasözü. Yüzyıllarca süren bir zaman dilimi içinde, tecrübeler sonucunda çeşitli sebeplerle söylenerek, sayısız hikmetleri küçük ve kısa sözler haline getiren, dedelerden torunlara kalan ibretli, özlü ve kısa sözler. Meram, mecaz yoluyla kısa ve kesin şekilde anlatılır. “Atalarsözü”, “atasözleri” diye de adlandırılan bu hikmetli sözler daha çok sözlü olarak nesilden nesile geçerler. Her toplumun kendilerine göre atasözleri vardır.

Türk edebiyatının sözlü devresindeki “sav’lara atasözlerinin ilk şekilleri nazarıyla  bakılabilir. Kaşgarlı Mahmud’un “Dvanü Lügali’t-Türk”ünde bu “sav”lardan örnekler vardır. “Sav” terimi daha sonraları yerini mesel’e’mesel de darb-ı mesel ve durub-ı emsal tabirlerine bırakmıştır.

Yazıya geçmiş ilk atasözü örneklerinin Mezopotamya’da bulunmuş tabletlerde yazılı olduğu bilinmektedir. Bu tabletlerdeki atasözleri Türk atasözleri ve diğer milletlerin atasözleriyle yakınlık gösterir. Atasözleri anonim halk edebiyatı ürünlerinden kabul edilir. Çünkü bunların da başlangıçta bir yaratıcısı olmuş, zamanla bu ilk yaratıcısı unutulmuş, fakat toplum, bu sözü benimsemiş, aynen ve zamanla değiştirerek nesilden nesile yaşatmış, onu kendi milli varlığına mal etmiştir. Ancak atasözleri, anonim halk edebiyatının diğer ürünleri olan masal, türkü, mani gibi başlı başına bir edebi tür olarak kabul edilmez. Çünkü onlar müstakil olmaktan ziyade, bir şiiri, bir masalı veya konuşmayı süsleyen, zenginleştiren ve ifadeyi kuvvetlendiren bir malzeme durumundadırlar.  Bir çok atasözlerinin söyleniş hikayeleri bulunmakta ise de çok azı zamanımıza ulaşmıştır. Atasözlerinin çoğunda mecaz ve aliterasyon başta olmak üzere pek çok edebi sanat ifadeyi kuvvetlendirir. Atasözüne icazın en güzel örneği olarak bakabiliriz.

Her durum için atasözleri söylenmiştir. Mesela; kardeşin tutumunu belirtmek için, birbirine zıt görünen “Kanlı olsun kardeşim olsun” ve “Sen dost kazan, düşmanı anan da doğurur” atasözlerinin kullanıldığı görülür. Deyim ve vecizeler atasözleriyle benzerlik göstermekle beraber birbirine karıştırmamak gerekir. Deyim ve atasözleri kalıplaşmış olmaları, mecazi anlam taşımaları, anonim vasıfta bulunmaları yünlerinden aynıdırlar. Fakat deyimlerin cümle içinde kullanılmaları, hüküm anlamı bulunmaması, atasözlerinin ise cümle yapısında olması ve hüküm anlamı taşıması bakımından ayrılırlar. Atasözleriyle vecizeler arasında en belirgin ayrılık ise vecizeyi bilinen bir kişinin söylemiş olmasıdır.

Atasözleri ilk kullanıldıkları gibi kalmazlar. Zamana, bölgelere, dilin gösterdiği gelişme seyrine, din ve törelere, medeniyet dairelerine göre birtakım değişikliklere uğrarlar. Ortak dilde, geniş bir kullanma alanı bulunan atasözleri olduğu gibi, bir bölgeye veya bir çevreye ait atasözleri de vardır. Bazı atasözleri zamanla kullanımdan düşer.

Yorum ekle veya Makaleye katkı yap

Uyarı!
Hakaret içeren yorumların yasal takip gereği ip adresleri sistem tarafından kayda alınmaktadır.


Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net