Klasikçilik deyimi çeşitli dönemlerde, Yunan-Roma Sanatını temel alan ve biçimsel kesinlik, düzen, denge, uyum gibi niteliklerin vurgulanmasına dayanan eğilimleri ya da estetik bakış açısını tanımlar. Bu açıdan Klasikçilik, İÖ 5.yy Klasik Yunan sanatı dışında, İtalyan Rönesans’ inin biçimsel anlayışı ile 17. ve 18.yy’lardaki Avrupa sanatını da kapsar.

Klasikçilik’in kuramsal temeli Rönesans’ta atılmıştır. Ancak klasikçi edebiyatın biçimsel özelliklerinden yola çıkılarak görsel sanatlar için geçerli ölçülerin saptanması 17.yy'da gerçekleştirilmiştir. Bu konuda Giovanni Pietro Bellorf etkili olmuştur. Konu bir ara sönmeye yüz tutmuşsa da Winckelmann ve Anton Rafael Mengs’in (1728-1779) çabalarıyla yeniden gündeme gelmiştir.

Her klasikçi eğilim, içinde geliştiği koşulların izlerini taşır. Ancak tüm klasikçi eğilimlerin ortaklaşa içerdiği özellikler de vardır. Bunlar üç grupta toplanır:

Klasikçilik her dönemde kuramsal etkinliklerle iç içe gelişmiştir. Bu yüzden de edebiyat çevreleriyle bağlantılıdır ve akıla ilkelere öncelik tanıyan bir harekettir. Kuramsal kaynağı, Cicero, Quintillianus, Horatius ve Vitruvius gibi, üslupsal özgürlüğü, rastlantısallığı, olağandışı özellikleri, fanteziyi ve bireysel davranışı dışlamakta birleşen yazarlardır. Bu bağlam içinde sanat, didaktik, tarihsel ve eğitici işlevi olan bir etkinliktir. Klasikçilik gelenekçidir. Bu eğilimin tarihinde merkeziplanlı yapılar, soylu görünüşlü amtlar, perspektife göre sıralanmış sütunlar vb. gibi öğelerin her dönemde öne çıktığı görülür. Gene klasikçi eğilim, her dönemde desen ve kabartmayı renge, dinginlik ve durağanlığı da harekete yeğlemiş ve kapalı biçimlerle bütünlük ilkesi üstüne kurulan bir kompozisyon anlayışı çerçevesinde davranmıştır. Bu özelliklerin her klasikçi anlayışta görülmesi, bazı kuramcıların bunları aynı zamanda hem tarihsel bir kategori, hem de insan yapısına temel bir anlatım biçimi olarak nitelemesine neden olmuştur. Öte yandan Klasikçilik Orta Çağ’da Katolik Kilisesiyle, daha sonra Roma İmparatorluğu’nun mirası üstüne kurulan Htristiyanlıkin ağırlıkta olduğu imparatorluklarla bağlantılı olarak gelişmiştir. Burdan yola çıkarak Klasikçilik’i merkezi bir otorite çevresinde gelişen anlayışlar olarak değerlendiren kuramlarda vardır.

Klasikçilik din ve ahlak konularıyla hem kavramsal düzeyde, hem de tarihsel açıdan sürekli biçimde bağlantılı olmuştur. Bu yanıyla da deney ötesi evrensel gerçekleri görselleştirmek satımdadır.

Klasikçi sanatçı konu aldığı şeyi doğadaki en güzel örnekleri arasından seçer ve bunların düzensizliklerini ayıklar. Böylece elde ettiği biçimin bütün parçalarının birbiri ile sayı, işlev ve tür açısından tam bir bütünlük ve uyum içinde olmasına çalışır. Parçalar arasında uyumun sağlanması belli oran ölçülerinin uygulanmasıyla sağlanabilir. Oran ölçüleri ise en ideal varlık olan insanın organları arasındaki matematiksel ilişkiler sisteminden, yani insan vücudunun oranlarından, üç ayrı amacı karşılamak üzere türetilmiştir. Bunlar, ideal bir güzellik duygusu yaratmak, sistemleştirme eğilimini karşılamak ve herkes için geçerli olan değer ölçüleri oluşturmaktır.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net