Bu dönemde Avrupa ’da Cezanne ve Kübizm ’in biçimsel kuruluşlarını vurgulayan anlayış yaygındı. Bu sanatçılar 1920’lerin sonlarına doğru Türkiye’ye döndükten sonra, 1908’de kurulmuş olan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti nin (sonra Türk Ressamlar Cemiyeti, sonra Türk Sanayi-i Nefise Birliği, daha sonra Güzel Sanatlar Birliği) eğilimlerine, özellikle izlenimci (empresyonist) tavırlarına karşı çıkmışlardır. İzlenimciler’ in desen anlayışından yoksun olmalarını ve renk kullanımlarını eleştirerek Avrupa’da edindikleri bilgiler çerçevesinde Kübizmle Yapımcılık’ın (Konstrüktivizm) ilkelerine yakınlık duymuşlar ve sanat yapıtında güçlü bir desen yapısı ile çizgisel kuruluşa önem vermişlerdir. Ancak, temelde bu akımların ilkelerini benimsemelerine karşın, bu doğrultuda ortak bir üslup ya da anlatım biçimi geliştirmemiş, kendilerine özgü ayrı tavırlar sürdürmüşlerdir. Örneğin Akdik ve Cüda Gerçekçilik’e (Realizm), Hale Asaf ve Muhittin Sebati Romantizm 'e, Epikman Kübizm ’e, Çelebi ve Kocamemi de Alman Dışavurumculuğu ’na (Ekspresyonizm) yakınlık duymuşlardır.

Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği Türk sanatının ilk bilinçli grup hareketi olarak nitelenir. 1929-1940 arasında düzenli sergiler açan topluluğun en etken dönemi 1930’lann ilk yıllandır. Cevat Dereli, Eşref Üren ve Turgut Zaim de, birliğin bu yıllardaki sergilerine katılmışlardır.

Türkiye’de basının ilk kez sanatla ilgilenmesi Müstakiller döneminde olmuş, gazete ve dergilerde bu sanatçılann birbirleriyle ilgili eleştirileri yayımlanmıştır. Topluluk 1933 'ten sonra gelişen çağdaş eğilimli gruplara öncülük etmiştir.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Yorum ekle veya Makaleye katkı yap

Uyarı!
Hakaret içeren yorumların yasal takip gereği ip adresleri sistem tarafından kayda alınmaktadır.


Güvenlik kodu
Yenile

Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net