Militarizmin güçlendiği 1930’larda ve II. Dünya Savaşı yıllarında, propaganda filmleri öncelik kazandı. Toplumsal eleştiri taşıyan filmlere ağır bir sansür uygulandı, işgal sırasında ise, Japon tarihini konu alan filmler yasaklanıyor, piyasayı Amerikan filmleri dolduruyordu. Bu filmlerin getirdiği yeni etkilerle ve işgal döneminin ardından sinema sanayiinin yeniden canlanmasıyla, film üretimi hızla arttı.

1950’lerde Kurosava’nın yapıtlarıyla farkedilen Japon sineması, yine bu dönemde, beş yüzü aşan yıllık üretimiyle dünyanın en çok film yapan sanayii oldu. Dış piyasaya açılan ve giderek kendini kabul ettiren ülke sineması içinde, Kurosava, Mizoguçi ve Ozu’nun ardından, Kon Içikava, MasakiKobayaşi, Nagisa Oşima gibi önemli yönetmenler dünya çapında ün kazandılar.

Japon sinemasında 1960’larda başlayan durgunluk, 1970’lerde tam bir bunalıma dönüştü. Televizyonun rekabeti büyük film şirketlerini art arda iflasa götürürken, bazı yapımcılar da bunalımı atlatabilmek için seks filmlerine yöneldiler. 1972’de sinema izleyicisi, 1958 düzeyinin altıda birine düşmüş, 1975’te ise çoğu Amerikan yapımı olan yabancı filmlerin piyasadaki payı ilk kez yüzde elliye ulaşmıştı. 1980’lerde yeniden canlılık kazanan Japon sineması, bugün özgün, ulusal bir sinema olarak ilgi toplamaktadır.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Yorum ekle veya Makaleye katkı yap

Uyarı!
Hakaret içeren yorumların yasal takip gereği ip adresleri sistem tarafından kayda alınmaktadır.


Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net