XVI. yüzyılda Azerî edebiyatı klasik ölçülere kavuştu. Fuzulî’yi yetiştirdi. Bu devrede Anadolu ve Azerî şâirleri arasında münasebet kuruldu. Bu münasebet Azerî edebiyatını daha da geliştirdi. Edebiyat şekil muhteva ve lirizm bakımından mükemmele ulaştı. Gazel şeklinin en güzel örnekleri verildi.

Bu asırda mesnevi türünde de eserler verildi. Fuzulî’nin Leylâ ve Mecnun’ u sadece Azerî sahasının değil, bütün İslâmî edebiyatın, türünde en güzel örneğini teşkil etti. Ayrıca mersiye ve mektup türleri de gelişti.

XVI. yüzyılda Azerî sahasında Fuzulî’den başka Sehabî, Şahkuli, Salib, Köse Rüstem, Tenhaî, Mevlâna Ali, Basîrî, Kişverî, Leşkerî, Şemsî, Pîrkulı, Fikâhî, Penahî, Zamîrî, Mir Kadri, Hazânî, Sâdık, Sâdıkî, Şah Kasım, Niyazî, CahîjTenhâ^Bakaî vb. şâirler yetişti.

XVI. yüzyılda Halk edebiyatının Divan edebiyatı üzerindeki tesiri açık şekilde görülür. Bilhassa tasavvufî şiirlerde ve Hurûfîliğin anlatıldığı manzûmelerde bu daha da ileri seviyede görülür. XVI. yüzyılda ayrıca Aşık Kurbanî ve Tufarganlı Abbas gibi saz şâirleri de yetişti.

Köroğlu, Âşık Garib, Kerem ile Aslı, Şâh İsmail gibi anonim Halk hikâyeleri bu devrede meydana geldi.

XVI.  yüzyılda Fuzûli ve diğer şâirler elinde incelenen ve güzelleşen Azerî Türkçesi, XVII. yüzyılda hem edebî, hem halk ve saray dili olarak önemini korudu ve resmî dil kabul edildiği için tesirini genişletti. Bu yüzyılın belli başlı şâirleri arasında Mirza Tahir Vahid, Kahvecizâde, Şeyh Safi, Melik Bey Avcı, Tebrizli Sâib’i sayabiliriz. Ancak bütün bunlara rağmen Azerî edebiyatı XVI.  yüzyılda idrak ettiği olgunluğu devam ettiremez.

XVII. yüzyılda Halk edebiyatı da önemini sürdürdü. En önemli temsilcisi Aşık Abdullah, bayanları ile meşhur San Âşık ve Tufarganlı Abbas’tır.

XVIII. yüzyılda Azerî - Halk edebiyatının Divan edebiyatına nazaran daha çok geliştiğini görüyoruz. Bu devrede Türkçe metinler . Ermeni harfleri ile de yazılmaya başladı. Divan edebiyatmda ise bir çözülme ve gerileme başlar.

Bu devirde yetişen âşıklar geçen devrelere göre çok fazla idi. Bu şâirler aynı zamanda Divan tarzında şiirler yazmışlardı. Molla Penah tarafından Vakıf adı ile anılan bir mektep kuruldu. Molla Penah klâsik şiire realizmi, halk dilini ve nazım şekillerini katarak edebiyata yeni bir hüviyet kazandırdı. Çağdaşı Vidâdî Vâkıf da aynı yolda yürüdü.

Bu devirde dînî-tasavvufi edebiyatın en önemli temsilcisi Nebâtî’dır.

Bu yüzyılın şâirleri olarak Tebrizli Neş’e, Namî, Âciz, Hacı Hudâverdî, Tâib, Şakir Şirvânî, Hoca Abdülkadir gibi isimleri sayabiliriz.

XIX. yüzyıldan itibaren Azerbaycan üzerindeki Osmanlı ve İran tesiri azaldı. Ancak buna karşılık Rus baskısı arttı ve Kuzey Azerbaycan 1928 yılında tamamiyle Rus hakimiyetine girdi. Bu devir* Kuzey Azerbaycan için Ruslara karşı bir mücadele devridir.

Bu işgal üzerine Azerbaycan’da Kuzey ve Güney Azerbaycan olmak üzere iki saha meydana geldi. Güney Azerbeycan’da edebiyat gittikçe zayıfladı. Divan edebiyatı zaman içinde kayboldu. Halk edebiyatı da sadece dinî mahiyetle, ancak edebî değer almayan mahsuller verdi. XX. yüzyılda Rıza Şah Pehlevî zamanında bu sahada Türkçe okuma yazmanın yasaklanması üzerine edebiyat iyice zayıfladı, âdeta yok oldu. XIX. yüzyıla kadar Azerî edebiyatının merkezi olan Tebriz bu özelliğini önce Tiflis, sonra Baku’ya devretti.

Kuzey Azerbaycan’da ise Rus tesiri, eski ve klasik hayat tarzı karşısına yeni bir anlayış getirdi. Bu anlayışa bağlı olarak yeni bir edebiyat doğmaya başladı: Batı tesirinde Azerbaycan edebiyatı. XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren tıpkı bizde görüldüğü gibi müesseseler, sosyal hayat ve edebiyatta bir ikilik meydana geldi. Yeni eskiyi yok etmeye çalıştı. Zengin Türk aileleri çocuklarını Rus mekteplerine gönderdiler. Çağdaş ilim ve anlayış böylece Azerbaycan’a daha kolay girdi. Maarifte yeni anlayışa göre büyük gelişmeler meydana geldi. Modem bir edebiyat doğdu. Bu edebiyatın ilk mümessilleri Abbaskulu Ağa Bakıhanlı, Mirza Şefi Vazeh, İsmail Bey,Kutkaşınlı Mirza Kasım Bey (vb.) bu edebiyatm ilk temsilcileridir.

Divan edebiyatı yavaş yavaş yerini halk edebiyatım ve dilini esas alan modern ve yeni bir edebiyata terketti. Hece vezni esas alındı. Nazım şekilleri değişti. Edebî eserlerde ele alman konular değişti ve zenginleşti. Sosyal hayatın eksik tarafları, Batılı hayata geçmenin zarureti, eskiyi tenkit etme, yeni hayat tarzını benimseme gibi temeller üzerinde eserler yazıldı.

XIX. yüzyılın en önemli şahsiyeti Mirza Feth Ali Ahundzâde’dir (1812-1878). Bu sanatkâr büyük bir reformist olarak ortaya çıktı. Bilhassa yazdığı tiyatro eserleri ile modem Azerbaycan dilinin kurucusu oldu. En önemli eserleri Tenısilât başlığı altında yer alan altı oyunu ile Hekâyet-i Yusuf Şah adlı uzun hikâyesidir.

1863’te İstanbul’a geldi. İlk defa Osmanlı sahasında ve Azerbaycan’da harf inkılâbının zaruretini ortaya attı.

XIX. yüzyılda Mersiye edebiyatında bir yükselme olduğu görüldü. Dînî heyecanları, devrin matem hislerinin edebî ifadesi olan birçok mersiyeler kaleme alındı. Âşık şiir tarzı gelişti. Âşık Hüseyin, Âşık Haşan, Âşık Nevruz, Âşık Abbas, Âşık Rıza gibi şahsiyetleri belli başlı âşıklar arasında sayabiliriz.

Yavaş yavaş edebî hayattan çekilmesine rağmen bu devrede Divan edebiyatı da görülür. En önemli temsilcisi Seyyid Azîz Şirvanî’dir.

XIX.    yüzyılın ikinci yarısından itibaren kuzey Azerbaycan’da basın faaliyetleri de canlandı. İlk Azerî gazetesi Ekinci (1875) Baku’da Haşan Bey Zerdebî tarafından çıkarıldı. Arkasından Tiflis’te neşrolunan Ziyâ-yı Kafkasiye ve Keşkül gazeteleri yayınlanmaya başlandı.

Azerbaycan’da meydana gelen yeni edebiyatın ana karakterini maarifçilik teşkil eder. Asırlardır nazım edebiyatı olarak devam eden Azerî edebiyatında nesir örnekler de çoğalır. Oyun, roman, hikâye, tenkit, deneme örnekleri geniş şekilde görüldü. Batılı eserlerden çeşitli tercümeler yapıldı. Bu devrin önde gelen edebiyatçılarının başlıcaları şunlardır: Alikuşu, Ağacan Eherî, Âhî, Âciz, Abdullah, Abbas Kulu Ağa, Kutsî, Ağa Mirza, Ağa Mehmed, Derviş
Bülbül, Mestali Şirvanî, Mustafa, M.Muhsin, Mehmed Nazif Dağıstanî, M.Abbas Cevanşîr, Ragıb Eherî, Seyit Azim Şirrahî, Senaî Şirvanî, Şütürbanî, Yahya Bey, Yusûfı, Zâkir Şekîlî, Zuhuri, Zülâlî.

XX.    yüzyılın ilk yıllarında Azerbaycan’da, Rusya’da meydana gelen ihtilâl teşebbüsü tesiri ile bir hürriyet havası doğdu. Basın serbest bir hal aldı. Millî ve dînî mahiyette dernekler kuruldu. Yeni gazete ve dergiler çıktı. Türkiye’deki 1908 TI.Meşrutiyet hareketinin getirdiği heyecan bu faaliyetlere canlılık kam. Türkiye’deki Türkçülük ve Islâmcılık hareketi orada da görüldü. 1915 de Baku’da Mehmed Emin Resuizâde tarafından çıkarılan Açık Söz gazetesi milliyetçilik ve Türkçülük düşüncelerinin yayılmasında yardımcı oldu. Bilhassa Tanzimat sonrası edebiyatı yazarlarından Namık Kemal, Abdülhak Hâmid, Recaizâde Mahmud Ekh u’i Tevfik Fikret’in Azerî edebiyatı üzerinde tesiri görüldü.

Türkçü ve milliyetçi görüşlerin tesiri ile 1918’de Millî Azerbaycan Cumhuriyeti kuruldu. Vatan, hürriyet, millet gibi kavramlar edebiyata girdi. Mehmed Hadî bu değerleri işleyen eserler yazdı. Ali Abbas Muzhib, İbrahim Tahir aynı mahiyette şiirler kalerpe aldılar.

Bu devrin diğer önde gelen sanatkârları arasında Hüseyin Câvıd’i, Ahmed Cevad’ı, Cafer Cebbarlı’yı, Cemil Mehemmed Kuluzâde’yi sayabiliriz.

27 Nisan 1920’de Millî Azerbaycan Cumhuriyeti Sovyet Rusya tarafından işgal edildi. Bu işgalden sonra Azerbaycan edebiyatı Sovyet ideolojisinin tesirinde kaldı. Sosyalist, Komünist propagandası yapan eserlerin yanında milliyetçi ve romantik ruhu işleyen eserler azaldı.

Günümüz Azerbaycan edebiyatçılarının bazıları şunlardır: Abdullah Şâik, Seyyid Hüseyin, Yusuf Vezir Çemenzeminli, Mir Celâl, Mirza İbrahimof, Sabit Rehmen, Samed Vurgun, Ilyas Efendiyef, Bahtiyar Vahabzâde, Nabi Hazri Babayef, Z.Halil, İslâm Seferli, Manaf Süleymanof, Hesen Seyidbeyli, Yusuf Ezimzâde, Eli Veliyev, Enver Mehmedhanlı.