Sofizm

Yunanca, ‘bilgi” anlamına gelen, “sophos" sözcüğünden türeyen Sofizm, özellikle Sokrates’in kişiliğinde simgeleşen bilgi seven (philo-sophos) kavramına karşı çıkanlar için kullanılır. Felsefeyi toplum yönetiminde görev alacak gençlerin yetiştirilmesi için bir bilgi dalı olarak benimseyen ve bilen, bilgili (sophistes) diye nitelenen düşünürler kuramsal bilginin gereksizliğini ileri sürmekle kalmamış, yaşam için bir yararının da söz konusu olmadığını savunmuşlardı. Bunlar, belli bir gelir karşılığı retorik, dilbilgisi, politika okutur, öğretim ve eğitimin uygulama alanında, topluma yararlı bir tabana oturtulmasını öngörürlerdi. Hepsinin “sofist" olarak tanınmasına karşın, içlerinde, felsefenin değer, ahlak, bilgi, estetik, devlet, insan, evren gibi değişik sorunlarına, kendi yöntemlerine göre, çözüm arayanları da vardı. Ancak, Sokrates ve öğrencisi Platon’un düşünme yöntemini benimseyenler, bunlara yerici bir anlamda, genel olarak sofist demekte direndiler. Sofizm kavramı, Sofistlerin tuttukları yol, felsefede gerçeği aramayı, kesin bilgi edinmeyi değil de retorik yöntemine başvurarak, karşısındakini kandırmayı amaçlayan kimseler için kullanılır oldu. İslam düşüncesinde sofistaî, safsata biçiminde söylenen bu kavram gerçeğe aykırılık, saçmalık, kandırıcılık, tutarsızlık gibi olumsuz anlamlar içerir.

İÖ 5.yy’da ortaya çıkan ve Sofizm’i geliştiren Sofistler’e göre, genel anlamda, insanın kesin bilgiye varması olanaksızdır, çünkü nesnelerle evren sürekli olarak değiştiği gibi kişi de belli, belirli bir durumda kalmaz. Bilgiyi sağlayan duyular yanıltıcıdır, nesneleri gerçek nitelikleriyle yansıtamaz. Bir kimse yakından köşeli gördüğü nesneyi uzaktan yuvarlak, suda kınk olanı dışarı çekince düz görebilir. Öte yandan yorgun insana ağır gelen bir nesne dinlenince hafif gelir. Bu değişiklikler, duyuların güvenilir nitelikte olmadığını kanıtlar. Öyleyse onlarla sağlanan izlenimlere dayanan ussal bilgi de kesin değildir. Bunun gibi, insan bir şeyi bilemez, çünkü nesne bilinene değin değişmiştir, onun bilinen durumuyla şimdiki durumu arasında özdeşlik kalmamıştır. Ayrıca bilen özne de bilinen nesne gibi değişmektedir. İnsan bir konuyu bilse büe başkasına aktaramaz, buna sürekli değişme ve aktarma eyleminin içerdiği sürenin akışı engeldir.

Sofistlerin savundukları bu görüşlere karşı filozoflar usun yanılmazlığını, kesin ölçülerinin bulunduğunu, bu nedenle açık seçik bilginin varlığını, duyuların istenç ve us ilkelerine göre denetim altına alınabileceğini, evrende durağan yasaların egemen olduğunu, insanın kendi kendini ölçüp tartabileceğini ileri sürdüler. Filozoflar için amaç gerçek bilgiyi edinmekti, sofistler için ise bilgiden yarar sağlamaktı. Evrende her nesnenin sürekli bir akış içinde olduğunu, değişmeyen bir varlığın bulunmadığını, bu nedenle genel geçerlik taşıyacak bir bilginin sağlanamayacağım ileri süren Kuşkuculuk, felsefede özel yarar amacı gütmediğinden, yalnız sorunların çözümü konusunda belli bir görüş getirdiğinden Sofizm olarak değerlendirilmez. Bunun gibi yalnız logos denen genel yasanın değişmediğini, onun dışında bütün nesnelerin değişkenliğini ortaya atan Herakleitos ve ardılları da sofist sayılmamaktadır.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Yorum ekle veya Makaleye katkı yap

Uyarı!
Hakaret içeren yorumların yasal takip gereği ip adresleri sistem tarafından kayda alınmaktadır.


Güvenlik kodu
Yenile

Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net