Kuşkuculuk

Felsefe tarihinde Pyrrhonculuk, Kuşkuculuk gibi adlarla anılan öğreti, bilginin kaynağı ve kesinliği sorununa karşı ileri sürülen olumsuz görüşü içerir. Yunanca gözlemek, incelemek, irdelemek anlamlarına gelen Skeptesthai kavramından türemiş, sonra bir düşünce akımının genel adı olmuştur. Önce Yunanistan’da ortaya çıkan Kuşkuculuk, sonraki yüzyıllarda Roma, Anadolu ve Suriye yörelerineyayılmış,felsefenin yanı sıra edebiyat alanını da etkilemiştir. Özellikle Arkesilaos ve Kameades’in geliştirdikleri Akademi Kuşkuculuğu önemlidir. Bilimin olanaksızlığını ileri süren bu görüşün Pyrrhon’dan çok önce, Megara’da doğduğunu, Pyrrhon ve ardıllarının çabalarıyla özgün bir felsefe dizgesi niteliği kazandığını söyleyen araştırıcılar da vardır.

Kuşkuculuk’un, Diogenes Laertius, Sekstos Empeirikos ve Piutatkhos gibi düşünürlerin bildirdiklerine göre,on tropos’u (şaşırtmaca) vardır.
1. Özdeş nesneler konusunda, hayvanlarda da birbirine benzemeyen tasarımlar bulunur.
2- Gene özdeş nesnelerin insanlarda da ayrı nitelikte tasarımlan olur.
3- Bu durum, bir insanın duyulan için de geçerlidir, çünkü duyularda da tasarımlara yol açan veriler değişiktir.
4- Bir insanın alışkanlık ve yeteneğine göre de durum böyledir.
5- Nesneler, olaylar, aralıklar, yerler, yapılar, durumlar, bolluk ve azlık karışımı gibi varlıklarda da durum böyledir.
6- Nesnelerin algılanan durum ve koşullan görecedir.
7- Nesnelerin nitelikleri, yapılan da görecedir.
8- Topluca kavranılan görecelik de, kavrayanın durumuna bağlıdır.
9- Algının sık ve seyrek oluşu da kesin değil görecedir.
10- Algılayan kişinin alışkanlık, inanç ve görüşlerinde de görecelik vardır.

Bu on tropos bilginin ve bilimin, duyuların göreceliği yüzünden olanaksız olduğunu, belli bir konu üzerinde genel geçerlik taşıyacak bir anlaşmaya varılamayacağını gösterir. İlk Çağ’ dan, Orta Çağ sonlarına değin süregelen Kuşkuculuk, kesin gerçekliğin bulunamayacağı kanısındaydı. Buna “kuşku için kuşku”denirse de, kimi Yunan bilgelerinin kuşkusu bilimsel bir erek güder. Hümanizm ve Rönesans dönemlerinde ortaya atılan Yeni Kuşkuculuk ‘bilimsel’’ olarak nitelenir ve kuşkuyu yanılmadan kurtaran bir yöntem diye anlaşılır. Montaigtıe*, Descartes, Berkeley, D.Hume gibi düşünürlerin benimsedikleri kuşku açık seçik bir gerçeğe ulaşmak için kullanılan yöntemdir. İslam ve Hıristiyan tanrıbilimlerinde Tanrı, tinin ölümsüzlüğü, evrenin yaratılmışlığı, tin ve gövdenin ayn birer töz olduğu, Tanrı’nın birliği, ölümden sonra dirilme gibi konular, hangi amaçla olursa olsun, kuşkunun her türünden uzak tutulur.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Yorum ekle veya Makaleye katkı yap

Uyarı!
Hakaret içeren yorumların yasal takip gereği ip adresleri sistem tarafından kayda alınmaktadır.


Güvenlik kodu
Yenile

Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net