Adçılık

Felsefe tarihinde biri tümellerin, öteki bireylerin gerçek olduğunu üeri süren iki temel görüş vardır. İkinci görüşü benimseyerek geliştiren öğretiye Adçılık (Nominalisme) denir. Bu öğretiye göre tümeller gerçektir (universalia sunt realia) görüşünü savunan felsefe kuramı, bireysel ve nesnel varlıkların gerçekliğini görememektedir. Çünkü insana, gerçek varlık alanında, verilen tümel kavramlar değil, bireysel ve nesnel olanlardır. Tümeller, bu tek tek varlıklardan edinilen izlenimlerin soyutlama ve genelleme sonucu türetilmiş yansımalarıdır. İnsan tümel olanı bireysel ve nesnel olanın dışında ne bilebilir ne de düşünebilir. Bu özellikleri dolayısıyla tümel kavramlar birer sözcüktür. Bu durum karşısında tümeller sözcüklerdir, adlardır (universalia sunt nomina) demekten başka yol yoktur. Bütün tümel kavramlar, insanların düşünce biçimlerine göre, ürettikleri ve sonradan birer gerçek varlıkmış gibi göstermeye alıştıkları adlardır Onları, anlıkta bulunmaları dolayısıyla, gerçek varlık saymak yanılmadır. Ancak kişi, bireysel ve nesnel varlıkları göz önünde bulundurmadan, yalnız belleğinde bulunan kavramlara dayanarak düşünmeye alışırsa gerçeği gerçek olmayandan ayıramaz. İşte tümellerin gerçek, nesnel ve bireysel varlıkların gerçek dışı sayıldığını bildiren öğretilerin yanılmaları bu yüzdendir. Onlar gerçek varlıklarla değil de birer ses olan sözcüklerle (flatus vocis) düşünmeye alışmışlardır.

Tümel kavramların gerçek olmadığının ortaya atılmasıyla, bütün öğretisini onlara dayandıran Hıristiyan tannbilimi, kilisenin temelini oluşturan kutsal Üçleme’yi savunan inanç çığırları geçersiz sayılma korkusuyla yüz yüze geldi. Tümel kavramların gerçekliğini ileri sürenlerle gerçek olmadığı görüşünü benimseyenler arasındaki tartışma bütün Orta Çağ’ı kaplar. Felsefe tarihinde Adçılık-Gerçekçilik tartışması diye anılan bu olay, daha sonraki dönemlerde tanrıbilim alanının dışına kayarak, başka felsefe öğretilerini de etkilemiştir. Tanrıbilim, kendi kavram düzenine göre, soyut varlıkları savunanları gerçekçi, nesnel ve bireysel varlıkları benimseyenleri adçı olarak nitelemektedir. Bu durum, duyularla kavranan evrenin değil de yalnız düşüncede yaşayan evrenin gerçek olduğu görüşünü yansıtır. Bunu anlayan Abaelardus, Gerçekçilikle Adçılık öğretilerini uzlaştırma girişiminde bulunarak, gene Adçılık’tan kaynaklanan Kavramcılık görüşünü ortaya atmıştır.

Adçılık, İlk Çağ felsefesinde, özellikle Stoacılık, Epikurosçuluk, Kynik gibi öğretilerde de görülmektedir. Nitekim Antisthenes, Platon’un varlığın en yüce ve gerçek örnekleri saydığı İdea’lar için "ben atı görüyorum, oysa atlılığı göremiyorum” diyerek tümellerin değil de nesnel ve bireysel varlıkların gerçek olduğunu ileri sürmüştür. 18.yy duyumcu filozoflarından Condillac da, tümellerin gerçek olduğunu savunanlara karşı “tümeller soyut birer kavram olmasaydı onlara tümel denmezdi” görüşünü ortaya atmıştır.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Yorum ekle veya Makaleye katkı yap

Uyarı!
Hakaret içeren yorumların yasal takip gereği ip adresleri sistem tarafından kayda alınmaktadır.


Güvenlik kodu
Yenile

Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net