Varlık Birliği

İslam ülkelerinde “Vahdet-i Vücud” kavramıyla dile getirilen, gerçekte Yeni Platonculuk’tan kaynaklanan görüşün özünü Tanrı ile evrenin birliği, özdeşliği oluşturur. Bu anlayışa göre, gerçek varlık Tanrı’dır, evren, evreni dolduran varlık türleri birer “görünüş”tür, Tann varlığının yansımasıdır. Evrende bulunan insan, hayvan, bitki, öteki diri olmayan nesneler gerçekte bir, görünüşte ayrıdır. Varlık türleri hayvanat (bütün diriler) nebatat (bitkiler), cemadad (taşlar, madenler) gibi bölümler altında toplanır. Bu türlenme tanrısal varlığın özüne aykırıdır, insanın kavrayış yeteneğine göredir ve dışa dönüktür. Tanrısal öz, varlık türlerinin oluş aşamalarına göre, değişik basamaklarda görünüş alanına çıkar. Bu nedenle, Tanrı, insanda “insan”, bitkide “bitki”, madende “maden” niteliğinde görünür. Görünüş “çokluk”tur, gerçek olan ise “birlik”tir, o da Tann özündedir. Bütün evren Tanrı’da, Tanrı bütün evrende olduğundan, evreni seven Tann’yı, Tanrı’yı seven onun bir görünüşü olan, evreni sever, insan, taşıdığı öz nedeniyle, Tann’ya en yakın olan varlıktır, onun ruhu tanrısal bir kaynaktan gelir. Bu öz (ruh) gövdede bulunduğu sürece birtakım olgunlaşma aşamalanndan geçerek insanın yücelmesini sağlar, insan ile Tanrı yakınlığım “birlik”e çevirir. Böylece Tanrı, insanda, dile gelir, insan “konuşan Tanrı”, Tanrı “konuşan insan” biçiminde görünüş alanına çıkar, insanın kendini sevmesi Tann’yı sevmesine, Tanrı’yı sevmesi kendini sevmesine dönüşür. Görünüşte ayn, özde bir olan bu durumlar “Varlık Birliği”nin doğal sonuçlandır.

Attar, Yeni-Platonculuk’tan esinlenen İslam aydınlannın yazılarından edindiği bu görüşleri, yeni bir yorumdan geçirerek tasavvufun önemli sorunlanndan biri durumuna getirdi. Varlık Birliği görüşü, us ilkelerine dayanan felsefenin karşısında ayn bir çığır olarak gelişti. “Varlık ” kavramı altında toplanan bütün nesnelerin tan-nsallığı içinde yaşanılan evrene yeni bir değer kazandırdı, böylece Tann-Evren-Insan üçlüsünden oluşan bir “birlik” ortaya çıktı. İslam dininin temel ilkelerine, özüne aykırı gelen bu görüş evrenin, insanın, öteki varlık türlerinin “yaratılmışlığı” inancını sarstı. Tanrı’nın bir görünüşü olan evrenle insanın, taşıdıkları tanrısal öz dolayısvyle, ölümsüz oldukları düşüncesi doğdu.

Varlık Birliği inancına göre ölüm yokluk değildir, görünen varlığın daha yüce bir varlık olan Tann’ya, tanrısal olana dönüşmesidir. Kimine göre ise ölüm Tanrı’ya kavuşmadır. Attar’ın bu görüşlerini, yeniden ele alan, şiirleştiren Yunus Emre ve Mevlânâ Celaleddin daha da geliştirdiler, çok geniş bir alana yaydılar. I3.yy’dan sonra, özellikle Anadolu’da, Varlık Birliği inancı, Ali’ye bağlanan kuruluşların (tarikatlann) ortak görüşü durumuna geldi.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Yorum ekle veya Makaleye katkı yap

Uyarı!
Hakaret içeren yorumların yasal takip gereği ip adresleri sistem tarafından kayda alınmaktadır.


Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net