İslam Düşüncesinde Bilgi ve Doğruluk

Bilginin kaynağı, gerçekliği, geçerliliği konusunda çok değişik görüşler ileri sürülmüştür. Her felsefe dizgesi, kendi anlayışına göre, bir bilgi kuramı önermiştir. Felsefe dizgelerinin çoğunda, bilgi olduğu söylenen inancın doğruluğunu kanıtlamak için konuya uygunluk öngörülür. Bir inanç kendisini sağlayan konuya uyduğu ölçüde doğrudur. Bu uygunluğu özne-nesne bağlantısında bulan kuramlar da vardır. Felsefe tarihinde, bilgiyi bir bilinç ürünü olarak gören öğreti, doğruluk konusunda bambaşka bir ölçü getirmiştir. Bu ölçüyü İslam düşüncesine uygulayan da Cürcanî olmuştur. Ancak, bu yeni ölçünün bulucusu Cürcanî değildir.

Bilgiyi bir bilinç ürünü sayan öğretiye göre, inançların doğruluğu da, salt bir bilinç olayıdır. Bilginin ilk gereçlerini sağlayan, duyularla kazanılan izlenimlerdir. Bu izlenimler ise, nesnelerin gene duyular yoluyla, bilinçte bıraktığı izlerdir, işte, bilgi olduğu söylenen bir inancın doğruluğu, bilincin nesne ile izlenimi konusunda verdiği yargıya dayanır. Bu durumda, bilgiyi temellendiren doğruluk bir bilinç onayı niteliğindedir. Bilinç, nesne ile izlenimi arasındaki bağlantıyı onaylarsa inanç doğru, onaylamazsa yanlıştır. Bilgiye uygulanan bu “doğruluk ölçüsü”, bilgiyi doğada bulunan nesnelerden değil de, yalnız düşünme yeteneğinin ürettiği kavramlardan türeten felsefe dizgelerince benimsenmiş, özellikle Aristoteles mantığına bağlanan İslam düşünürleri arasında yüzyıllar boyunca savunulmuştur.

Doğruluğun, gerçekliğin tek ölçüsü olarak Kur'an’ı alan İslam tannbilimcilerine göre, bilginin kaynağı Kuran, konusu Tanrı’dır. Bu nedenle Kuran yargılarına uyan doğru, uymayan yanlıştır. Doğruluk Kuran ’a uygunluktur. Bu uygunluk da bir onay niteliğindedir. Ancak bu onay, bireyin istencine değil, Kuran’m özüne uymadır. Bu görüş yalnız felsefe alanında kalmamış, İslam düşüncesinin bütün öğretilerini etkilemiştir. Kurallarının kesin, tartışma götürmez olduğunu ileri süren “Şeriat” bile, felsefe ve mantığın bu tür buluşlarından yararlanarak bilgide doğruluğu bilince dayanan bir yargı diye anlamıştır. Özdekçi görüşü benimseyen İslam düşünürlerinde böyle bir görüşün varlığı söz konusu değildir.

Us ilkelerine dayanan her türlü felsefeye karşı çıkan, kendilerine “filozof” değil de “Kelamcı” diyen İslam düşünürleri arasında soyut kavramlardan kaynaklanıp mantık kurallarına uygun gelen bir “doğruluk” anlayışı yaygındır.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net