Yves Marie André

yves marie andr.png 96 226 Yves Marie André (1675-1764),yılları arasında yaşamış Fransız Cizvit matematikçi, filozof.

André Châteaulin'de doğdu, Coen'de öldü. Quimper' de başarılı bir öğreniminin ardından, Cizvitler'le kurduğu arkadaşlık sonucu manastıra girdi. Bu davranışının çevresinde büyük tepki yaratmasına karşılık kendini tanrıbilim çalışmalarına verdi. 1706'da papaz olarak Paris'e gitti, orada çağın ünlü Descartesçı bilgesi Malebranche ile tanıştı. Malebranche'ın etkisiyle Descartes felsefesini öğrendi. Bu davranışı, Descartes felsefesini imana ve incil'in benimsediği ilkelere aykırı bulan Cizvitler tarafından tepkiyle karşılandı. Bir süre sonra La Fleche'e gönderildi. Bu, tanrıbiiim öğrenimini sürdürme görünümü altında onu Descartesçı felsefe çevresinden uzaklaştırma amacını güdüyordu. La Fleche'de bir süre kaldıktan sonra, papazlık için gerekli eğitimi bitirmek üzere başka yerlere gönderildi. 1709'da Amiens Koleji'nde felsefe okutmakla görevlendirildi, daha sonra Rouen Koleji'ne atandı. Öğrencilerine Descartes felsefesinin görüşlerini aşılamaya çalıştığı savıyla suçlandı, kamu önünde düşüncelerini değiştirdiğini söyleme cezasına çarptırıldı. İsteneni yerine getirince başka yerlerde görevlendirildi. Amiens'te Cizvitler'in görüşlerini eleştiren bir kitabı nedeniyle yargılandı. Bastil zindanına atıldı. Bir süre sonra, kötü koşulların etkisi altında yazdığı bir mektupla bağışlanmasını diledi. Cezası bağışlanınca Rouen'deki görevine döndü. Sonra Coen'e gitti; burada 38 yıl matematik okuttu. 1726'da Bilim ve Güzel Sanatlar Akademisi'nde öğretim üyesi oldu.

André, felsefeye Platon ve Augustinus'u derinlemesine incelemekle girdi. Ardından Descartes ve Malebranche'ın görüşlerini benimsedi, özellikle Descartes felsefesinin Hıristiyanlık'a ve akla en uygun bir düşünce çığırı olduğunu ileri sürdü

Andre'ye göre, msan, ruh ile gövdeden kurulu bir varlıktır. Ruh gövdeye bağlı değildir, bağımsızdır. Ahlakın kaynağı gönüldür, bu nedenle kişinin alçakgönüllü olması gerekir. Başkalarının yaptıkları iyilikleri unutmamak kendi yaptığı iyilikleri anmamak, yüze vurmamak ahlakın başlıca kuralı olmalıdır.

Aşk iki türlüdür, birincisi ödev, görev, ikincisi duygulardan oluşur. Ödev ve görev aşkı kişiyi toplum kurumlarıyla, duygulara bağlı aşk ise kendi özel eğilimleriyle yüz yüze getirir.