AUROBINDO, Sri (1872-1950)

Hintli filozof. Hindistan’ın bağımsızlığı için uğraşmış, Batı felsefesiyle eski Hint düşüncesini uzlaştırmaya çalışmıştır.

Bombay’da doğdu, uzun süre yurt dışında kaldıktan sonra, gene orada öldü. İlk ve ortaöğrenimini Bombay’da bir İngiliz okulunda gördü. Yükseköğrenimini on üç yıl kaldığı İngiltere’de Cambridge’de bitirdi. Öğrenim dili olan İngilizce’den başka Yunanca, Latince, Almanca, İtalyanca, Fransızca öğrendi. Batı felsefesini, Batı sanatını, öğrendiği diller yardımıyla, özgün kaynaklarından tanıma olanağı buldu.

Gandi’nin başlattığı “Ulusal Kurtuluş Eylemi”ne katılmak için yurduna döndü. Bengal’de İngilizler’e karşı direnme ve ulusal bağımsızlık savaşı veren gizli örgütlerin çalışmalarına katıldı (1906). Karmayogin adlı bir dergi çıkararak ulusal bağımsızlık düşüncelerini yaymaya çalıştı. Düşüncelerinden kuşkulanan İngilizler’ce tutuklandı, kısa bir süre sonra kaçmayı başardı. Kalküta’da başlayan Ulusal Bağımsızlık Eylemlerine katıldı. İngiliz mallarını almamayı, satmamayı amaçlayan bir dernek kurdu; bu konudaki düşüncelerini açıklamak için, İngilizce Bende Matram adlı bir gazete çıkardı. Bu sırada, bir İngiliz valisinin öldürülmesi üzerine tutuklandı, ölüm cezasına çarptırıldı. Bir süre cezaevinde kaldıktan sonra bağımsızlık eylemlerini sürdüren ulusal örgütün adamları aracılığıyla kaçırıldı. Özgürlüğe kavuşunca yine ulusal kurtuluş uğrundaki eylemlerini sürdürdü.

Aurobindo’nun felsefe sorunlarına yaklaşmasında, çocukluğundan beri içine sinen, eski Hint inançlarının, özellikle Yoga öğretisinin etkili olduğu anlaşılmaktadır. Sanskritçe öğrendikten sonra okuduğu, eski Hint uygarlık ürünlerinin en önemlilerinden olan, Veda’lar, Upanişad’lar ona yeni bir düşünme ortamı yaratmış, onu Hint İlk Çağı ile karşı karşıya getirmişti. Eski Hint inançlarına göre gerçeği kavramanın başlıca yolu sezgidir. Sezgi, bilinmeyen bir gücün, bir tanrısal erkin, kişinin içinde uyandırdığı “doğuş ”u kavramaya yarar. Bu nedenle gerçeğin kavranmasında usun sınırlarını aşan bir varlığın yardımı gereklidir. Anlayış gücünün kavrayabildiği gerçeğin, gene anlayış gücünün kavrayabileceği bir karşıtı, bir çelişiği vardır. İnsanın düşünme yeteneğinde bulunan, us ilkelerine göre doğrulukları saptanabilen, bu karşıt varlıkların kavranması ancak yardımcı bir gücün araya girmesiyle olabilir. Böylece, gerçeğin kavranması, usun gücünü aşan tanrısal bir varlığın yardımına bağlıdır. Aurobindo’yu bu yöntemi benimsemeye iten tek olay, ölüm döşeğinde yatan kardeşini, okuyup üflediği bir bardak suyu içirerek sağlığa kavuşturan, bir Yoga keşişi olmuştur. Yoga öğretisine göre kesin gerçek zamanla bağlantılı olmayan, zamanı aşan tümel bir varlıktır. Bu varlığın kavranması, daha önce söylendiği gibi, tanrısal bir kaynağı gerekli kılar. Bu tanrısal kaynağın varlığı da içekapanışla, derin düşünceye dalarak kendinden geçişle kavranabilir. Aurobindo; bu gizemli gerçeği kavramak için, Bombay’da, aylarca kimseyle görüşmedi, konuşmadı, yalnız düşünmekle yetindi.

Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net