ALAIN (1868-1951)

Fransız estetikçi ve filozof. Deneme türünde etkili ürünler vermiş, hayal gücünü temel alan bir estetik görüşü geliştirmiştir.

Asıl adı Emile- Auguste Chartier’dir. Mortagne-sur-Perche’de doğdu, Le Vesinet’te öldü. Normandivalı bir aileden gelir. Yüksek Öğretmen Okulu’nun felsefe bölümünü bitirdi; değişik kentlerdeki liselerde felsefe okuttu. I. Dünya Savaşı’nm çıkacağını önceden yazması ve savaşa karşı çıkmasıyla birlikte, topçu eri olarak orduya yazıldı. Üst rütbelere atanmayı reddederek savaş boyunca siperlerde çarpıştı. Savaş bitince Henri Quatre Lisesi’ndeki görevine döndü. Rouen ve Paris’te sürdürdüğü felsefe öğretmenliği sırasında gelenekçi eğitim-öğretim uygulamalarının dışına çıkarak, yaratıcı düşünceyi geliştirmeye yönelik yöntemler denedi. 1945’te sağlık nedeniyle emekliye ayrıldı; bu yıllarda Paris yakınlarında bir köyde oturuyor, izleyicileriyle söyleşiler yapıyordu. 1951’de Grand Prix National de Litterature ödülünü aldı.

Alain, 1906’dan başlayarak radikal Depeche de Rouen ve Revue Française gazetelerine yazdığı günlük söyleşilerle tanındı. Bu kısa yazılarında günlük sorunlara bireysel bir bakış açısıyla yeni yorumlar getiriyordu. 1908’den başlayarak yazdığı denemeleri bir kitapta topladı. Bu yazılar o dönemde etkili oldu.

Estetik görüşleri

Alain, estetik alanında yankı uyandıran yeni düşünceler ortaya attı; klasik ve dogmatik anlayışlara
karşı çıktı. Bu alandaki düşüncelerinde hayal gücü özel bir yer tutuyordu. Systeme des Beaux Arts (“Güzel Sanatlar Sistemi”) adlı yapıtında hayal gücünü düşüncelerinin odağı olarak açıkladı. Ancak, hayal gücünü, sınırları belli bir kurallar bütünü olarak ele almadı. Ona göre sanatçının düşledikleri sanatının konusundan etkilenir ve bu süreç içinde değişir, yeniden biçimlenir. Bu biçimlenmeyle sanat yapıtı ortaya çıkar.

Estetikte kalıcı değerlere ayrıca önem veren Alain, Kant’ın Kritik der praktischen Vernunft (“Pratik AklmEleştirisi”) yapıtım inceleyerek, bu yapıttaki estetik ilkelerinin çoğunu benimsemiştir. Sanatların birbirinden ayrı niteliklerini, aykırılıklarını bu ilkeleri kullanarak çözümleyici bir yöntemle açıklamaya çalışmıştır. Bu bağlamda, sanat için genel geçerlik taşıyan kuralların hayal gücünden değil, yapıtların içeriğinden kaynaklandığım düşünmüştür. Bu nedenle Alain’e göre kuralla yapıt arasında bir varlık bağlantısı vardır. Ancak, Kant’ın düşüncelerinde varolmayan hayal gücü sorununu incelerken, hayal gücünü duyu verilerinden kaynaklanan bir yetenek olarak tanımlayan Descartes’ın tanımını almıştır.