Filozof.net

Anasayfa

Parlamenter Sistem Nedir, Tanımı, Tarihi, Uygulamaları Hakkında Bilgi

Parlamenter Sistem

Batı dillerinde kullanılan Latince kökenli "parlamento" kelimesi, Türkçe´deki "meclis" ve "divan" kelimelerinin karşılığıdır ve bîr konuda karara varmak üzere görüşme yapan kurul anlamına gelmektedir. Hukuk ve siyasi bilimlerde ise parlamento, "halkı temsil etmek üzere, halk tarafından seçilen üyelerden meydana gelen, kanun yapan ve devletin Önemli işlerine karar veren siyasi kurul" demektir. Buna göre, devlet yönetiminde görev alan bir kurulun parlamento olabilmesi için, halk tarafından seçilmiş olması, kanun yapma ve önemli siyasi kararlar alma yetkisinin bulunması gerekmektedir. Önemli siyasi kararlar almasına rağmen, üyeleri halk tarafından seçilmediği için Osmanlı döneminin "divan-ı hümayun "ları ve "şurayı saltanat"ları parlamento sayılamaz. Devlet işlerinin görüşüldüğü her kurul parlamento olmadığı gibi, parlamentosu bulunan her ülkenin hükümet şekli de "parlamenter sistem" değildir. Temsili demokrasiyi benimseyen her ülkede bir parlamento vardır. Fakat bu ülkelerin hükümet şekilleri, "parlamenter hükümet" olabileceği gibi, "başkanlık hükümeti" veya "meclis hükümeti" de olabilir. Bu nedenle, temsili demokrasiyi benimseyen her ülkenin bir parlamentosu vardır, fakat parla­mentosu olan her devletin hükümet şekli "parlamenter sistem" olmayabilir.

Parlamenter sistem, oldukça uzun sayılabilecek bir gelişim sonucunda 18. yüzyılda İngiltere´de doğmuş ve 19. yüzyılda diğer batı ülkelerinde benimsenmiştir. Batı´da bu yıllarda halkın seçtiği parlamentolar karşısında mutlak monarşilerin gerilediği görülmektedir. Gerileyen monarşilerle güçlenen parlamentoların belli noktalarda uyuşmaları, parlamenter sistemi doğurmuştur. Doğuş itibariyle parlamenter sistem "Liberal" ve "seçkinci" temellere dayanmaktadır. Liberaldir, çünkü mutlak krallıkların yıkılması ve siyasi Özgürlüklerin kabul edilmesine dayanır. Seçkincidir, çünkü ilk parlamentolarda temsil edilebilmek, belli miktarda servet sahibi olmayı gerektirmektedir. Ancak parlamenter sistemin kuruluşunun, tüm ülkelerde aynı aşamalarda gerçekleştirildiği söylenemeyeceği gibi, günümüzde de tek tip bir parlamentarizmden söz edilemez.

Parlamenter sistemin ortaya çıkması, krala ait yasama yetkisinin seçimle oluşan bir parlamentoya geçmesi, yani yasama ve yürütme kuvvetlerinin ayrılması şeklinde olmuştur. Bu nedenle parlamenter sistem de, başkanlık sistemi gibi yasama ile yürütme kuvvetlerinin ayrılığı prensibine dayanır. Ancak, parlamenter sistemin benimsediği ayrılık, başkanlık sistemindeki gibi kesin bir ayrılık olmayıp, hukuki eşitlik, karşılıklı işbirliği ve etkileşmeye dayanan bir ayrılıktır. Bu özelliğinden dolayı parlamenter sisteme, "kuvvetlerin işbirliği sistemi" de denilmektedir. Parlamento ile hükümet arasındaki işbirliği, önemli devlet kararlarının alınmasında açıkça görülür. Örneğin, kanunların yapılmasında, yasama (parlamento) ve yürütme (hükümet) organlarının ayrı ayn görev ve yetkileri vardır. Parlamento, kanunları görüşerek kabul eder, hükümet ise kanunları hazırlar, teklif eder ve kabul edildikten sonra da yayınlar. Halbuki, başkanlık sisteminde yürütme (hükümet)nin kanun teklif etme yetkisi yoktur. Parlamenter rejimde yasama ve yürütmenin birbirlerini karşılıklı olarak etkilemeleri de önemlidir. Yürütmenin "başbakan" ve "devlet başkanı" olmak üzere iki başı vardır. Bunlardan devlet başkam (genellikle cumhurbaşkanı) parlamento tarafından seçilir. Esas önemlisi, parlamento, hükümetin faaliyetlerini kontrol eder ve gerektiğinde onun siyasi sorumluluğunu belirler. Buna karşılık yürütme, meclisin feshedilmesini talep ederek yasama organı üzerinde etkili olmaktadır.