Filozof.net

Melamilik-Melametiyye Nedir, Melami Kimdir? Tanımı, Tarihi, Felsefesi (İslam Felsefesi)

MELAMİLİK


Arapça "levm" kökünden türeyen mela-me, kötü görmek, azarlamak, serzenişte bulunmak, çirkin bulmak, kötülemek gibi anlamlara gelir. Tasavvufı bir meşrep, daha sonraları bir tarikat olarak ortaya çıkan Melametiye, "kınayanın kınamasından korkmamak, bunu uygulamaya koymak için de nefsin istek ve arzularına karşı durmak, ruhi halleri gizlemek veya aksini dışa vurmak" esaslan üzerine kuruludur.

Hicri II. yüzyılda ortaya çıkan zühd ve tasavvuf hareketi, aradan bir yüzyıl geçmeden şekillenip kurumlaşmış ve bunlara bağlı olarak adab-erkan, seyr ve sülük, halvet-uzlet belirli hale gelmiş, sufilere mahsus kıyafetler, davranış tarzlan ortaya çıkmış dergah ve tekkeler yapılmaya başlanmıştır, ilk şekliyle melamilik (Melametiye) bu kurumlaşmaya karşı bir hareket olarak ortaya çıktı. Bu meşrebi benimseyenlere göre,zühd hareketinin yukarda belirtilen şekiller altında kendini göstermesi, zühde ters bîr anlayış olarak algılandı.

Bölgelere göre yapılan tasavvuf hareketleri tasnifinde Melamilik hareketi, Horasan mektebi olarak verilmektedir.

Melametilik hareketinin kaynaklan arasında Fütuvvet Önemli bir yer tutarken, devamı olarak da Kalenderiük özel bir yer kazanmaktadır. İlk dönem tasavvufı tabakat kitaplarında Melami büyüklerinin, "fütüvvet ehlinin ileri gelenlerinden" şeklinde sunulmaları da bu açıdan önemlidir. Fütüvvet'tin şu dört ilkesi Melami hareketin de en önemli umdeleri arasındadır. Nefsin arzularına aykırı hareket etmek, Kendini beğenme duygusunu içten çıkarıp atmak,  Sır ve batını zahirden çok gözetmek, İbadetleri gizlemek. Kalenderilikteki vır ise çok açıktır. Saç-sakal-bıyık-kaş traşı (cihar darb) ve çevreye aldırışsızlık; *kınanmaktan korkmamak, kirianmayi&fem´ir) etmek" için çok açık örneklerdir.

Melamiliğin kurucusu Kassar (öl. 271/884) gösterilmiştir, bununla beraber IX. ve X. yuzyıllarda yaşayan büyük sufilerin birçoğunda. Özettikle Ahmed b. Hadraveyh (öl. 240/854), Ebu Türab Nahşebî (öl. 245/859), Ebu Hafs Haddad (öl. 260/883), Şâh Şücâ Kirmânî (öl. 270/883), Ebu Osman Hiri (öl. 295/910)´de melami tavır çok açık olarak bulunmaktadır. Melami hareket için ilk bağımsız eser, Sülemi (öl. 412/1021) tarafından yazılan er-Risaletu´l-Melametiye adlı kitaptır. (Ö.R. Doğrul) tarafından İslam Tarihinde İlk Melamet adıyla Türkçeye çevrilmiştir). Sülemi, bu kitapla melamiliğin esaslarını 45 maddede özetlemektedir. Daha sonra Hucviri (öl. 465/1072)Keşfu'l-Mahcûb eserinde "Melamet" başlığı altında, konuyu geniş olarak ele almış, melami menkıbelerine yer vermiş ve bu harekete karşı tenkitler de geliştirmiştir. Daha sonraki kaynaklarda melamete ya Özel bölümler ayrılmış veya melami sufilerin hal tercümesi verilirken, bu meşrebten genişçe bahsedilmiştir. Me­sela, İbn Arabi (öl. 638/1240) Fütuhat el-Mekkiye adlı eserinin 309. babını melamete ayırmış, melamileri ricalullahın en üst makamında bulunan kişiler olarak değerlen­dirmiştir.

Melamiliği bir tarikat olarak ele alanlar, bu hareket için üç dönem üzerinde dururlar:

1. Melamiye-i Kassariye (Tarikat-ı aliye-i Sıddıkiye): Hamdun Kassar,

2. Melamiye-i Bayramiye (Tarikat-ı aliye-i Bayramiye): Dede Ömer Sikkini (öl. 880/1475),

3. Melamiye-i Nuriye (Tarikat-ı aliye-i Nakşıbendiye): Muhammed Nuru´l-Arabi (öl. 1305/1887). Bunlara birinci, ikinci ve üçüncü dönem Melamileri adı da verilir. Son iki melami hareket Osmanlı Devleti sınırlan içinde doğup gelişmiştir.

İkinci dönem melamiliği (Melamiye-i Bayramiye): Bu dönem melamiliğinin ortaya çıkışı hakkındaki en yaygın menkıbe şudur Hacı Bayram Veli´nin vefatından sonra, onun tanınmış halifesi Akşemseddin ile Dede Ömer Sıkkıni arasında meşrep farklılığı ortaya çıkar. Zikir meclisleri, kıyafet ve adab-erkana karşı olan Sikkini, Akşemsed-din´in zikirlerine katılmaz. Akşemseddin bu davranışlarım sürdürmesi halinde Sıkkini´den tac ve hırkayı alacağını söyler. Sıkkini'de tac ve hırkayı vereceğini söylediği cuma günü bir ateş yaktırır ve "buyurun ateşe girelim, keramet tac ve hırkada ise, biz yanarız onlar kalır, değilse onlar yanar biz kalırız" der ve ateşe girer. Tac ve hırka yanar,kendisi sema ederek yanmadan ateşten çıkar. Böylece Ömer Sikkini ayrı bir meşrebe sahip olarak Melamiye-i Bayramiyeyi kurmuş olur. Şeyhlerine uyarak Bayram i melamiler tac ve hırkaya iltifat etmezler. Daha sonra tarikat vahdet-i vücudçu düşüncelerin büyük çapta etkisinde kalır. Safeviyeden gelen aşın ehl-i beyi sevgisi de tarikatta önemli bir yere sahip olur. Bu iki unsur Bayramı melamilerin Osmanlı Devleti tarafından zaman zaman takip edilmelerine, öldürülmelerine neden olur. Sıkkini´den sonra bağlıları Ayaşlı Bünyamin´e (öl. 1510) tabi oldular. Ayaşlı´dan sonraki meşhur Bayrami-Melami pirleri şunlardır: Pir Ali, onun oğlu İsmail Maşuki, Ahmet Sarban, Ankaralı Hüsameddin, Hamza Bali, İdris Muhtefi, Sütçü Beşir Ağa, Seyyid Haşim, Paşmakçızade Seyyid Ali, Şehit Ali Paşa. Bun­lardan başka alim ve ediplerden Abdullah Bosnevi, Lamekani Hüseyin, Oğlan Şeyh ibrahim Efendi, Sunullah Gaybi, Neşati Ahmed Dede, San Abdullah, Çevri, Lalizade Seyyid Abdulbaki de bu meşrebe mensuptur. Sıkkini´den sonraki pirlerden Pir Ali, şikayetler üzerine Kanuni tarafından ziyaret edilmiş, İsmail Maşuki 12 müridiyle Atmeydanı´nda asılmış, Hamza Bali idam edilmiş, Sütçü Beşir Ağa boğularak cesedi denize atılmıştır. Hamza Bali´den sonra Hamzaviler adını alan Bayrami-Melamiler sonlarından korkarak gizli bir tarikat hüviyetine bürünmüşlerse de, izlenmekten kur­tulmaları mümkün olmamıştır.


Üçüncü devre melamiliği (Melamiye-i Nuriye): Bu dönem melamiliğinin kurucusu olan Muhammed Nurul-Arabi önce Halveti, sonra Nakşi tarikatından el almış, daha sonra da Derviş Mehmed´e intisap ederek melami olmuştur. Bayramı melamileri Nuru´l-Arabi´ye uyan KVJamiVıc melâmiye (Melamilik taslayanlar) derler. Bu kolu, Haririzade gibi, Nakşiliğin bir kolu olarak değerlendiren, yazarlar da vardır. Daha çok Rumeli´de yaygın olan bu kola göre, salik için üç şey gereklidir. 1. Mücahede, 2. Daimi zikir, 3. Yaratılış sırlarını kavramak. Bu dönem melamîliğine belli nisbette adab-erkan, şekil ve rüsum girmiş dergah açmaya da önem verilmiştir. Tibyan yazarı Haririzade Kemaleddin (öl. 1299/1881), Ali Urfi (öl. 1305/1887), Bursalı Mehmet Tahir (öl. 1924) bu dönem melamilerinin önce gelenlerindendîr. Nuru´l-Arabi´den de ele alan-Ahmed Amis Efendi (öl. 1920) yoluyla da bu dönem melamiliği yayılmıştır. Amis Efendi, Şabaniye tarikatına mensup olmakla ve çoğunlukla Halveti icazetnamesi vermekle beraber, saliklerini melamet yoluyla irşad ettiği bilinmektedir. Onun müritleri ve yakınları arasında Bursalı Mehmet Tahir, Babanzade Ahmet Naim, Hüseyin Avni Konuk, Evrenoszade Sami, İsmail Fenni Ertuğrul, Abdülaziz Mecdi Tolun, Mustafa Enver, Hattat Hasan Rıza bulunmaktadır.

Dini-tasavvufi edebiyat verimlerinde melami unsurların yer alışının, tasavvufun ortaya çıkışıyla yaşıt olduğu söylenebilir. Türkçe yazılan verimler için de aynı durum sözkonusudur,

Melamilik konusunda bağımsız olarak yazılmış Türkçe meşhur eserler şunlardır: Lalizade Seyyid Abdulbaki, Menakıb-ı Melamiye-i Bayramiye (ts.), Müstakimzade: Risale-i Melamiye-i Bayramiye (l.Ü. Ktp, Ty. Nu. 3357), Bursalı Mehmet Tahin Menakıb-ı Şeyh Hace Muhammed Nuru´l-Arabi ve beyanı melamet ve ahval-i melametiye (yazmalarından bir nüshası Gölpınarlı kitaplığındadır). Sadık Vicdani: Tomar-ı Turuk-ı Aliyye-Melamilik (1921), Abdulbaki (Gölpınarlı): Melamilik ve Melamiler (1931). Özellikle son kitap Melami edebiyatı açısından çok önemlidir ve çokça örnek içerir.

Mustafa KARA