Filozof.net

Medine Sözleşmesi Nedir, Medine Vesikası Maddeleri

Hz. Muhammed, Medine'ye hicret ettiği zaman, kendisini birçok problemlerle karşı karşıya buldu. Bunlardan her birini halletmek mecburiyetinde idi. Bu problemler, muhacirin ile ensar arasını, yekdiğerini yadırgamayacak hale getirmek; sonra yakın zamana kadar birbirlerinin kanına susamış ve birbirlerini yok etmek için çarpışmış olan Evs ve Hazrec kabilelerinin birleşmelerini temin etmek, dolayısıyla eski cahiliyye devrinin âdetlerini ruhlarından tamamen silmek ve nihayet Medine ve çevresindeki azımsanmayacak bir kuvvete sahip bulunan Yahudilerle az miktardaki müşrikleri zararsız hale getirmek gibi işlerdi.

Bütün bu meseleleri Medine’ye geldiği günden itibaren ele alan Hz. Muhammed, derin bir görüşle ve sezdirmeden; icabında siyaset, icabında idare yaparak halledip bu arada diyaneti de sağlam esaslar üzerine kurdu. Bunun neticesi olarak, muhacirin ile Medineliler ve Yahudiler arasında anlaşma mahiyetinde bir beyanname yayınladı. Bu beyannamede genel olarak şu konular zikredilmektedir:

1- Kavmiyet, eşraf sınırı ve bunun gibi sınıf farkları tamamen kaldırılmıştır,

2- Harp ve sulh halleri, Müslümanlar arasında müşterektir. Hiç kimse dindaşlarının düşmanları ile sulh yapamadığı gibi, kendi başına da harp ilan edemeyecektir.

3- İslâm cemaatine bağlanan Yahudiler, her türlü hareket ve tazyikten korunacaktır. Medine ve civarında oturan Yahudiler, müslümanlarla birlikte bir ümmet teşkil edeceklerdir. Bunlar, Müslümanlar gibi serbestçe dini âyinlerini yapabilecekler ve onların himaye ettikleri de aynı şekilde hareket edebileceklerdir.

4- Suçlular takip edilerek cezalandırılacaklardır.

5- Yahudiler, Medine’nin bütün düşmanlarına karşı yapılacak savunmasına katılacakklardır. Bu anlaşmayı kabul edenlerin hepsi için Medine haremdir.

6- Müslümanlar, Yahudilerin himaye ettikleri kimseler ve müttefiklerden her hürmeti göreceklerdir.

7- Hakiki mü’minler, kendi aralarında asilik edenlere, zalimlere, günahkârlara ve fesatçılara karşı bir bütün halinde müdahale edeceklerdir. Hiçbir müşrik Kureyşlinin canı ve malı himaye edilmeyecektir.

8- Fakirlere her türlü yardım yapılacaktır.

9- Bu ahdi kabul edenler arasında bir ihtilaf meydana gelirse, onun başvuracağı makam ve merci, Allah ve Resulü olacaktır.

Bir nevi anayasa veya hükümet beyannamesi gibi olan bu beyannamede vicdan hürriyetine, mesken dokunulmazlığına, fertler arasındaki hak ve hukuka büyük ehemmiyet verilmiştir.

Hz. Muhammed'in, yayınladığı bu beyannameyi ilk zamanlar Yahudiler kabul etmedilerse de Müslümanlar arasındaki büyük dayanışmayı görüp kendi istikballerinin tehlikeye düşeceğini sezince mecburen kabul ettiler. Ve bundan da büyük memnuniyet duydular. Ancak, ilerleyen zamanlarda, işlerine geldikleri yer ve zamanda tatbikine riayet ettiler; işlerine gelmeyen zamanda ve yerde riayet etmediler. Bu hal ise, her zaman onların aleyhine oldu ve her zaman onlar zarar ettiler.