Filozof.net

Osmanlı Tımar Sistemi, Önemi, Osmanlılarda Sosyo-Ekonomik Yapı-2

Osmanlılarda Tımar Sistemi

Osmanlı toprak sistemi tımar rejimine dayanmaktadır. Tımar, Selçuklu ikta sisteminin bir devamıdır. Tımarın esası devlet mülkiyeti (rakabe) altındaki toprakların yine birer devlet memuru olan sipahilerin gözetiminde kullanım (intifa) hakkına sahip köylüler tarafından işletilmesidir.

Tımar sisteminin denetlenmesi görevi kadılara aitti. Her köylü ailesinin işlettiği toprak parçası, bir veya yarım çiftlik idi. Çiftliğin alanı verimine göre 70-150 dönüm (1 dönüm 40 adım kare veya yaklaşık 1 dekardır) arasında değişiyordu.

Tımar geniş anlamıyla "geçimlerini ve hizmetlerine ait masrafları karşılamak üzere bir kısım asker ve memurlara, muayyen bölgelerden kendi nam ve hesaplarına tahsil yetkisi ile birlikte tahsis edilmiş olan vergi kaynaklarına" verilmiş isimdi. Tımar, Osmanlı uygulamasında üç kısma ayrılmıştır: Senelik hasılatı 20.000 akçeye kadar olan topraklar -dar anlamıyla- tımar ünvanını korurlarken, 20.000-100.000 akçe gelirli bölgelere zeamet, 160.000´den fazla gelirli bölgelere de has denmiştir.

Tımar genellikle sihapi denen eyalet askerlerine tahsis edilirdi. Tımarın başlangıçta verilen çekirdek kısmına "kılıç" deniyordu. Bu toprak parçası, zamanla "terakki" alarak büyüyebilirdi. Bu sipahinin maaşına yapılan zam demekti. Tımar, mahiyet itibariyle beş bölümdür:

1-Eşkinci tımarı (mülk umarı). Sistemde en büyük yeri kapsayan sipahi tımarıdır. Sipahilerin sefer zamanlarında beraberlerinde umarlarının verimine göre cebclü (köylü asker) getirmek yükümlülükleri vardır. Sefere gelemedikleri yıla ait vergi hasılatı devlete kalırdı. Sipahi ölünce dirliğinin kılıç kısmı çocuklara bırakılırdı.

2-Mustahfız tımarı. Kale muhafızlarına verilen tımardır.

3-Hizmet tımarı: Bazı sınır boylarında bulunan camilerin imam ve hatipliğine, bazı saray hizmetlerine mahsustur.

4-Mensuhat tımarı: Müsellem ve yürük askerleri gibi lağvedilen sınıflardan boş kalan tımarlardır. Bunlar deniz kuvvetlerinin Önem kazanmasından sonra leventlere tah­sis edilmiştir.

5-Sepet tımarı: Hasılatı azalan ve kimseye verilmeyip beratları güya sepette kalan umarlardır.

1527-8 bütçesine göre devlet gelirlerinin %37´si tımar kesiminde oluşuyordu. Aynı bütçede vakıfların payı %12, Merkezi hazinenin payı ise %51 idi. Zaman içerisinde tımar topraklan merkezi hazine ve vakıflar aleyhine azalmıştır. XVII. yüzyılda 200.000 kişiye ulaşan sipahi ordusu da azalarak önemini kaybetmiştir. Nihayet Tanzimat ve yeni Arazi Kanunnamesi yle toprakta özel mülkiyet ağırlık kazanmış ve tımar sisteminin de kalıntıları ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır.

Klasik tımar sistemi içeresinde Osmanlı topraklan ülke ihtiyacını karşılayacak bir tarım kapasitesine sahipti. Genellikle hububat üretimi önemlidir. Bunun dışında Selçuklulardan beri şehirlerin etrafında yürütülen bağcılık, bahçecilik ve sebzecilik sözkonusuydu. Dut, pirinç, kendir, kenevir, pamuk, susam .zeytin gibi lif ve yağ bitkilerinin üretimleri de vergi indirimi ile teşvik edilmiştir. Devlet ziraî ürün arzını yüksek tutmak İçin zaman zaman ihraç yasakları koymuş ve stok politikası izlemiştir.

Konar göçerlerin esas geçim sahaları hayvancılık idi. Bunun yanında çiftçilik hayvancılığı da önemliydi. Et, süt ve süt ürünlerinin tüketimi ile sanayi hammaddesi olan deri ve yün üretimi adeta devlet politikası tarafından yönlendiriliyordu.

Osmanlı'larda Sosyo-Ekonomik Yapı-1
Osmanlı'larda Sosya-Ekonomik Yapı-2 Tımar Sistemi
Osmanlı'larda Sosyo Ekonomik Yapı-3 Esnaf ve Küçük Sanayi
Osmanlı'larda Sosyo Ekonomik Yapı-4 Ücretler-Ulaşım-Maliye-Finansman
Osmanlı'larda Sosyo Ekonomik Yapı-5 Vakıf Sistemi

Ahmet TABAKOĞLU - SBA