Filozof.net

Anasayfa

Fransız İhtilalinin Osmanlı Devletine Etkileri Nedir (Siyasi Tarih)

Fransız ihtilali ve Osmanlı Devletine Etkileri

 

Osmanlı İmparatorluğu 1789'da Fransız İhtilâli başladığında, diğer Avrupa devletlerinde olduğu gibi, gelişmelere Fransa'nın bir iç meselesi olarak yaklaştı. Bir İslam devleti olması, Avrupa ölçülerine göre ayrıcalığa ve eşitsizliğe dayanan siyasî ve sosyal bir yapıya sahip olmamasından bir endişe de duymadı. Üstelik Fransa'nın, Osmanlı Devleti ile ortak hududu da yoktu. Endişe duyulmamasında Osmanlı Devleti'nin Avrupa'da daimi elçiliklerinin bulunmamasından dolayı gelişmelerle ilgili bilgilerin dolaylı yollardan öğreniliyor olmasının da rolü vardı. Bu yüzden Osmanlı yöneticilerinin, ihtilâlin gelişmesinden sonra dahi, ihtilâlin getirdiklerini tam olarak anlayabilmiş oldukları söylenemez.

Bununla birlikte Osmanlı Devleti, Fransa ile mutad dostluk ilişkilerini devam ettirdi. Hatta o tarihe kadar Osmanlı Devleti'nin Fransa'da daimi elçisi yokken ilk defa olarak Mora'lı Esseyyid Ali Efendi 1797 yılında Paris'e elçi olarak gönderildi. Fakat Temmuz 1798'de Mısır'ın Fransa tarafından işgali iki devletin arasının açılmasına ve Osmanlı Devleti'nin Mısır meselesinden dolayı önce Rusya ile daha sonra da İngiltere ile ittifak yapmasına yol açtı. Bu ittifaktan sonra Napolyon Ağustos 1799'da kuvvetlerini Mısır'da bırakarak Fransa'ya dönmek zorunda kaldı. Fransa'nın Mısır'da bıraktığı kuvvetler, o sırada Mısır'a çıkmış olan Osmanlı kuvvetleri tarafından Mart-Nisan 1801 tarihinde yenilgiye uğratıldı. Bunun üzerine Fransa Mısır'daki kuvvetlerini tamamen geri çekmeye karar verdi. Sonuçta iki devlet arasında 25 Haziran 1802'de Paris'te barış antlaşması imzalandı. Buna göre Fransa Mısır'ı Osmanlı Devleti'ne iade ediyordu.

Osmanlı Devleti Fransız İhtilali karşısında tarafsız bir tutum takınmıştır. Bütün dünya uluslarını etkileyen Fransız İhtilali'nin Osmanlı İmparatorluğuna olumlu ve olumsuz etkileri olmuştur. Olumlu Etkileri; Türk toplumunda sınıf ayrımı yoktu.Halk ilke olarak kanun karşısında eşitti. Ayrıca Müslüman olmayan vatandaşlaradainanç özgürlüğü tanınmıştı. Bu nedenle Fransız İhtilali'nin Osmanlı toplumunu etkilemesi beklenmiyordu. Fransız İhtilali'nin etkileri yayıldıkça Osmanlı devlet adamlarıvatandaşlık haklarının korunmasıyargı güvencesidin ayrımı yapılmaksızın eşitlik gibiilkeleri benimsemişlerdir.Egemenliğin millete ait oldugu fikrinin ve demokrasi anlayışınınTürk toplumuna yerleşmesinde Fransız İhtilali'nin olumlu katkıları olmuştur.Osmanlı Devleti'nde Tanzimat Fermanı ve Kanun-i Esasi'nin ilan edilmesi yönetim akerlik eğitim ve ekonomialanlarında yeniliklerin yapılması bu durumun göstergesidir. Olumsuz Etkileri; Fransız İhtilali'nin olumsuz etkisi milliyetçlik akımının ülkedeki Müslüman olmayan topluluklar arasında hızla yayılması sonucunda milliyetçilik isyanlarının başlaması olmuştur. XIX(19). yüzyıl Osmanlı Devleti açısından "Ayaklanmalar Yüzyılı" olmuş ve devlet dağılmaya başlamıştir.


Fransa İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi


Ana madde: İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi

28 Ağustos 1789'da Fransız Devriminden sonra Fransız Ulusal Meclisi tarafından Fransa İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi kabul ve beyan olundu.

Zamanın tarihcisi " İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi eski rejimin ölüm fermanıdır" derken heralde haklı ve ileri görüşlüydü.

Bildirge; insanların eşit doğduğunu ve eşit yaşamaları gerektiğini insanların zulme karşı direnme hakkı olduğunu her türlü egemenliğin esasının millete dayalı olduğunu ve mutlak egemenliğin bir kişi ya da grubun elinde bulunamayacağını devleti idare edenlerin esas olarak millete karşı sorumlu olduğunu hiç kimsenin dini ve sosyal inançları yüzünden kınanamayacağını ortaya koyuyordu.

Maddeleri

  1. İnsanlar haklar yönünden özgür ve eşit doğarlar ve yaşarlar. Sosyal farklılıklar ancak ortak yarara dayanabilir.
  2. Her siyasal toplumun amacı insanın doğal ve zamanaşımı ile kaybedilmeyen haklarını korumaktır. Bu haklar; özgürlük mülkiyet güvenlik ve baskıya karşı direnmedir.
  3. Egemenliğin özü esas olarak ulustadır. Hiçbir kuruluş hiçbir kimse açıkça ulustan kaynaklanmayan bir iktidarı kullanamaz.
  4. Özgürlük başkasına zarar vermeyecek her şeyi yapabilmektir. Böylece her insanın doğal haklarının kullanımı toplumun diğer üyelerinin aynı haklardan yararlanmalarını sağlayan sınırlarla belirlidir. Bu sınırlar ise ancak yasa ile belirlenebilir.
  5. Yasa ancak toplum için zararlı fiilleri yasaklayabilir. Yasanın yasaklamadığı bir şey engellenemez ve hiç kimse yasanın emretmediği bir şeyi yapmaya zorlanamaz.
  6. Yasa genel iradenin ifadesidir. Tüm yurttaşların bizzat ya da temsilcileri aracılığı ile yasanın yapılmasına katılma hakları vardır. Yasa ister koruyucu ister cezalandırıcı olsun herkes için aynıdır. Tüm yurttaşlar yasa önünde eşit olduklarından yeteneklerine göre her türlü kamu görevi rütbe ve mevkiine eşit olarak kabul edilirler bu konuda yurttaşlar arasında erdem ve yeteneklerinden başka bir ayırım gözetilmez.
  7. Bir kimse ancak yasanın belirlediği hallerde ve yasanın öngördüğü şekillere uyularak suçlanabilir yakalanabilir ve tutuklanabilir. Keyfi emirler verilmesini isteyenler keyfi emirler verenler bunları uygulayanlar ya da uygulatanlar cezalandırılır. Ancak yasaya uygun olarak yakalanan yasaya uymaya çağrılan her yurttaş anında itaat etmelidir direnirse suçlu olur.
  8. Yasa ancak açık ve zorunlu olarak gerekliliği beliren cezaları koymalıdır ve bir kimse ancak suçun işlenmesinden önce kabul ve ilan edilmiş olan ve usullüne göre uygulanan bir yasa gereğince cezalandırılabilir.
  9. Her insan suçlu olduğuna karar verilinceye kadar masum sayılacağından tutuklanmasının zorunlu olduğuna karar verildiğinde yakalanması için zorunlu olmayan her türlü sert davranış yasa tarafından ağır biçimde cezalandırılmalıdır.
  10. Hiç kimse inançları nedeniyle bunlar dini nitelikteki inançlar olsa bile tedirgin edilmemelidir; meğer ki bu inançların açıklanması yasayla kurulan kamu düzenini bozmuş olsun.
  11. Düşüncelerin ve inançların serbest iletimi insanın en değerli haklarındandır. Bu nedenle her yurttaş serbestçe konuşabilir yazabilir ve yayınlayabilir ancak bu özgürlüğün yasada belirlenen kötüye kullanılması hallerinden sorumlu olur.
  12. İnsan ve yurttaş haklarının güvenliği bir kamu gücünü gerektirir bu nedenle bu güç herkesin yararı için kurulmuştur yoksa bu gücün emanet edildiği kişilerin özel çıkarları için değil.
  13. Kamu gücünün devamını sağlamak ve idarenin masraflarını karşılamak için herkesin bir vergi vermesi kaçınılmazdır. Vergi tüm yurttaşlar arasından olanakları oranında eşit olarak dağıtılır.
  14. Tüm yurttaşların bizzat ya da temsilcileri aracılığı ile verginin gerekliliğini belirlemeğe vergilemeyi serbestçe kabul etmeye vergi gelirlerinin kullanılmasını gözlemeye ve verginin miktarını matrahını tahakkuk biçim ve süresini belirlemeye hakkı vardır.
  15. Toplumun tüm kamu görevlilerinden görevleriyle ilgili olarak hesap sormak hakkı vardır.
  16. Hakların güven altına alınmadığı kuvvetler ayrılığının yapılmadığı bir toplumda Anayasa yoktur.
  17. Mülkiyet dokunulmaz ve kutsal bir hak olması nedeniyle yasa ile belirlenen kamu ihtiyacı açıkça gerekmedikçe ve adil ve peşin bir tazminat ödenmedikçe kimse bu haktan yoksun bırakılamaz.

Fransız İhtilali ve Nedenleri