Tarihselcilik

Bütün insan başarılarının, toplum olaylarının açıklanmasında tarihi temel alan Tarihselcilik (Historismus) akımı 19.yy ortalarından sonra Almanya’da doğdu. Felsefe, hukuk, toplumbilim, tarih ve doğa bilimlerinin gelişimini, tarihsel süreç içinde gören bu akımın içinde yer alan düşünürler dört ayn kuramı benimsemişlerdir. Bütün olaylar, değerler, buluşlar, insanla ilgili sorunlar ortaya çıktıkları ortamın tarihsel durumuyla bağlantılıdır, bu nedenle onların açıkla-nışı, içeriği, geçmişi tanımakla olanaklıdır. Çünkü tarihsel süreç kesintisiz bir akıştır, her türlü oluş onun içinde biçimlenir ve gerçekleşir, ikinci kuram insan varoluşunun özünü, insanın bir tarih varlığı oluşunda görür. Bu kurama göre insanın tarihselliği, onun canlı temelidir, insanın içinde yaşadığı evren tarihsel bir bütündür, insanı anlamak için onun tarihselliğinden yola çıkmak, başarılarını bu kesintisiz süreç içinde değerlendirmek gerekir. Bu kuramı savunanların başında W.Dilthey gelir.

Üçüncü görüşü benimseyenlere göre tarihsel gerçekler değişmeyen, bütün çağlar boyunca her türlü bireysel ve toplumsal eyleme yön veren genel ilkelerdir. Bu ilkeler, çağın durumuna uygun olarak, belli yetkelerde odaklaşır ve yetke tarihsel eylemi yönlendiren kural niteliği kazanır, saltık bir varlık olarak kendini sürdürür. Bu özelliği dolayısıyla tarih, özünü yetkelerin oluşturduğu bir düşünce ürünüdür, toplumsal etkinliği vardır.

Son kuram ise tarihin yalnız kendisi için var olduğu, bağımsız bir bilim niteliği taşıdığı görüşüne dayanır. Tarih geçmişin bütün değerlerini, en ince ayrıntılarına değin, güncelleştirme eğilimi taşımamalıdır, geçmişi kendi bütünlüğü içinde yorumlamadan geleceğe aktarmalıdır. Bu özelliği dolayısıyla, kendi kendine yeten, geçmişin başarılarım canlandıran bir bilimdir. Tarihselcilik’in içerdiği bu dört kuram biri toplumsal, öteki düşünsel olaylar olmak üzere iki temele oturur. Toplumsal olaylardan yola çıkan görüş için önemli olan geçmişle gelecek arasındaki olgusal bağlantıdır. Düşünsel içeriği benimseyen kurama göre de, üzerinde durulması gereken olaylar değil, insanın yaratıcılığı, değerleri, evrendeki yeri, ortaya koyduğu başarı ürünleri ve uygarlık alanındaki gelişim aşamalarıdır. Bu görüşü savunanların başında, tarihi Ustinsan’ı oluşturan bir yaratma odağı diye niteleyen, kültür varlıklarını temel alan Nietzsche gelir.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Yorum ekle veya Makaleye katkı yap

Uyarı!
Hakaret içeren yorumların yasal takip gereği ip adresleri sistem tarafından kayda alınmaktadır.


Güvenlik kodu
Yenile

Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net