Havariler ve Hıristiyanlık

Hz. Isa, kendi adından kaynaklanan Hıristi-yanlık’ı tektanncı ikinci din olarak yaymaya çalıştığı dönemde, yeni dinin yayılmasına, bir kurum niteliği kazanmasına katkıda bulunan on iki kişi ayrı bir önem taşır. Kilise tarihinde Yunanca “kurucu”, “yolgösterici”, “öncü”anlamına gelen “apostolos” sözünden türeyen ve “Apostel” adıyla anılan bu kişilere İslam ülkelerinde “yardımcı”, “arkadaş”, karşılığı “havari” denilir. Havariler, Hz. Isa'nın düşüncelerini, geliştirmeye çalıştığı dinin ilkelerini yaymayı, yeni yandaşlar toplamayı iş edinen, bu nedenle onun düzenlediği bütün toplantılara katılan kimselerdi. Bunlar Petrus (Simun), Andreas, Yakub (büyük), Yuhanna, Philipus, Barthomaeos, Matta, Thomas, Gaygur Simden, Jahuda (Taddeus), Jahuda (İskaryot/hain) ve Yakub (küçük) adlarını taşırlar, içlerinden yalnız Jahuda Iskaryot, Hz. Isa’nın ölümüne yol açan, tutuklanıp yargılanmasını sağlamış, onun yolundan ayırilmış, ötekiler yaşamları süresince Hıristiyanlık’m gelişmesine yardımcı olmuşlardır. Bunlardan birkaçı, Yahudi ve Roma yönetimince kılıçtan geçirilmiş, kimi ölmüş, kimi de dinin ilkelerini açıklamaya çalışırken, taşlanarak öldürülmüştür. Hıristiyan sanatında, özellikle resim, heykel, mozaik, fresk, şiir ve öykü alanlarında geniş bir yer kaplayan Havariler, sonradan “ermiş”, “aziz”, “şehid” anlamlarına gelen değişik kavramlarla nitelenmiştir.

Hıristiyanlık, Hz. İsa’nın Yunanca “Christos” olan adından gelen “Christian ” sözünden türemiştir ve İsa’ya özgü, İsa ile ilgili anlamındadır. Bu sözcük Arapça’ya Hıristiyan biçiminde geçmiştir. Bir inanç kurumu olarak, Hz. İsa’nın ölümünden birkaç yıl önce ortaya atılmış, l.yy ortalarından sonra yayılmaya başlamış, 2. ve 3. yy’larda ilk kurumlaşma olanağım bulmuş, 4. yy’da evrensel bir din niteliği kazanmıştır. Bütün ilkeleriyle oluşması, Bizans ve Roma’da yerleşik bir din kurumu durumuna gelmesiyl-dir. Önce manastır ve kilise gibi iki ayn odakta öğretisini geliştirmeye çalışan Hıristiyanlık, daha sonra bütün öğretim-eğitim kurumlannı egemenliği altına almış ve Roma İmparatorluğu ’nda bir “devlet dini” kimliğine kavuşmuştur, ilk 300 yıllık süre içinde, inanç bakımından, kiliseler arasında tartışmalarla geçen görüş ayrılıkları 325’te toplanan İznik Konsili’nde kiliselerin de ayrılması gereğini gündeme getirmiştir. Roma imparatorluğu’nun, 395’te ikiye ayrılışından bir süre sonra kiliseler arası gerginlik büyümeye başlamış, 787’de, düzenlenen son büyük toplantı, Roma ve Bizans gibi iki ayn kilisenin kurulmasına yol açmıştır. Roma kilisesi Papalık, Bizans kilisesi de Patriklik adı altında iki ayrı yönetim biçimini benimsemiştir. Roma kilisesine göre Hıristiyanlık’ın en büyük yetkilisi Papa, Bizans kilisesine göre de Patrik ’tir. Bu ikiye ayrılmayı oldukça yüksek bir sayıya varan mezhep ve tarikatlann ortaya çıkışı izlemiş, mezhepler ve onlara bağlı tarikatlar arasında görüş aynlığımn temelini Hz. İsa’nın kişiliğinde simgeleşen tanrısal yetki oluşturmuştur. Kimine göre Hz. İsa, Tanrı’nın oğludur, tiniyle, gövdesiyle tannsaldır, kimine göre de doğal bir insandır, ancak Tanrı kendisine birtakım üstün yetkiler vermiştir. Bu konuda Protestanlık, Katoliklik ve Ortodoksluk gibi üç büyük mezhebin görüşü değişiktir. Bu üç kuruluştan doğan birçok yan kuruluş daha vardır.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net