Emir Hanı. Anadolu Türk mimarisindeki ilk şehir hanı.

Burşa'nın merkezinde, Ulucami'nin ku­zeydoğu köşesinde yer alan ve Bey Hanı adıyla da anılan yapı, Orhan Gazi tara­fından inşa ettirilen ve Anadolu Türk mi­marisinde o zamana kadar görülenlerin en geniş kapsamlısı olan 740 (1339-40) tarihli Orhan Gazi Külliyesinin bir par­çasıdır. Osmanlılar tarafından fethedil­dikten (1326) sonra başşehir olarak hız­la büyüyen Bursa, Anadolu'nun ticaret hayatında önemi gittikçe artan bir konuma gelmiş ve o yıllarda yaptırılan Emir Hanı da zamanla gelişen ünlü Bur­sa çarşısının çekirdeğini teşkil etmiştir. Nisbeten dağınık bir yerleşim arzeden külliyenin ibadete ve eğitime mahsus bi­nalarından soyutlanarak hamamın ya­nına yerleştirilmiş olan han İle caminin arasına II. Bayezid devrinde Koza Hanı yaptırılmış, daha sonra da bu iki han ku­zey, batı ve doğu yönlerinde bedesten­le arasta ve birçok yeni han tarafından kuşatılmıştır.

Hanın yüzyıllar içinde pek çok deprem­den ve yangından etkilendiği, çeşitli ona­rımlar geçirdiği ve birtakım değişiklik­lere mâruz kaldığı tesbit edilmekte, an­cak mimari özelliklerini yine de büyük ölçüde koruyabildiği görülmektedir. XX. yüzyıla, kuzey cephesi tamamen yıkılmış ve Üst kat revaklan hemen bütünüyle ortadan kalkmış vaziyette ulaşan ya­pı, son olarak 1958'de bütün çarşıyı ha­rap eden yangında hasar görmüş, fakat 196Z-1963'te aslına uygun biçimde ona­rılmıştır. Bu onarımda yapının plan esas­larına sadık kalınmış, dış görünüme gi­ren özgün ayrıntıları korunmuş, ancak İçeride zemin kat revaklannın camekân-la kapatılması, üst kat odalarında du­varların inceltllmesi ve ocakların iptali gibi zamanın gerektirdiği bazı değişik­liklere gidilmiştir. Günümüzde birçok dükkân ve ticarethaneyi barındıran bi­na bakımlı durumdadır.

Kare planlı (yaklaşık 45 x 45 m.) ve iki katlı olan hanın ortasında yine aynı plan­da (yaklaşık 26 x 26 m.) üstü açık bir av­lu bulunmaktadır. Zemin katta kuzeyde giriş, güneyde ise yapının kitlesinden ta­şan ve Ulucami'nin kuzeydoğu minare­sinin inşası sırasında bir kısmının yıktı-rıldığı bilinen dikdörtgen planlı ve tek­ne tonoz örtülü ahır bölümü yer almak­tadır. Her iki katta da avluyu payelere oturan beşik tonoz örtülü revaklar çe­peçevre kuşatmakta, revakların gerisin­de dikdörtgen planlı ve yine beşik to­noz örtülü bir sıra mekân bulunmakta­dır. Söz konusu mekânlar birer kapı ile revaka açılmakta, köşelerde yer alan­lara da verev geçitlerle ulaşılmaktadır. Bunlardan zemin kattaki penceresiz otuz altı birim kervanlardan avluda indirilen malların depolanması, üst kattaki çoğu pencereli ve ocaklı otuz sekiz birim ise tüccarların işlerini yürütmeleri, gereğin­de barınmaları için tasarlanmıştır. Bu odalardan otuz dört tanesinde birer, ku­zeydoğu ve kuzeybatı köşelerindekilerde ikişer pencerenin bulunduğu ve gü­neydoğu köşesindeki iki odada hiç pen­cere bulunmadığı görülür. İki kat ara­sındaki bağlantı, revakların kuzey ke­siminde ve giriş eksenine göre simet­rik konumda olan iki merdivenle sağ­lanmıştır.

Duvarlarla payelerde tuğla ve küfeki taşı sıralarından oluşan almaşık örgü kullanılmış, üst katın tonozları kurşun kaplı bir ahşap çatı altında gizlenmiştir. Oldukça masif bir görünüm sergileyen dış cephelerin depolara rastlayan alt kesimleri sağırdır; üst kesimlerinde ise tüccar odalarının dikdörtgen açıklıktı ve sivri tahfif kemerli pencereleri sıralanır. Buna karşılık avlu cepheleri, revakların ahenkli oranlan ve hareketli görünüm­leriyle dikkati çeker. Üst katın köşele­rinde yer alan "L" biçimi kesitliler dışın­da bütün payeler kare tabanlıdır. Revak kemerleri sivri olup tuğla ile örülmüş­tür. Zemin kat revaklannın güney ka­nadı diğerlerinden farklı birtakım özel­likler arzeder. Burada payeler kesme taş, kemerler de yuvarlak ve almaşık örgü­lü olarak inşa edilmiştir. Kemerler geriye doğru beşik tonoz biçiminde sıralan­makta ve revak boyunca devam eden beşik tonoza saplanmaktadır. Üst katta revak tonozlarının kesiştiği dört köşeye birer kubbe oturtulmuştur.

Emir Hanı, Anadolu Türk mimarisi ta­rihinde şehir hanları adıyla bilinen yapı tipinin ilk örneğini teşkil eder. Bu han­ların, Selçuklu kervansaraylarının şehir­deki ticaret hayatının ihtiyaçlan ve Os­manlı mimarisinin fonksiyonel yaklaşımı doğrultusunda ıslah edilmesi sonucu or­taya çıktığı anlaşılmaktadır. Osmanlı şe­hirlerinde XX. yüzyıla gelinceye kadar, çarşıların vazgeçilmez birer unsuru olan hanların bütün temel özelliklerini bün­yesinde barındıran Emir Hanı Türk tica­ret mimarisinin gelişiminde çok önemli bir yere sahiptir.

TDV İslâm Ansiklopedisi

Yorum ekle veya Makaleye katkı yap

Uyarı!
Hakaret içeren yorumların yasal takip gereği ip adresleri sistem tarafından kayda alınmaktadır.


Güvenlik kodu
Yenile

Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net