Mimarlıkta Dışavurumculuk (Ekspresyonizm)

Belli mimarlık öğelerinin ya da tüm yapının biçimlendirilişinde işlevin, yapımın ve gereç kullanımının gerektirmediği biçim bozmaları ve öznel vurgulamalar, mimarlıkta dışavurumcu yaklaşımların kaynağını oluşturur. Hollanda’ da I.Dünya Savaşı sırasında Michel de Klerk (1884-1923) ve Pieter Lodewijk Kramer (İSSİZİ) gibi mimarların öncülüğünde Amsterdam Okulu adıyla anılan dışavurumcu bir yaklaşım olmuşsa da, çağdaş mimarlığın biçimsel arayışlarından biri olan Dışavurumculuk, savaşı izleyen yıllarda Almanya’da bir akım niteliği kazanmıştır. Daha sonraları ise, zaman zaman ortaya çıkan bir anlatım biçimi düzeyinde kalmıştır.

Alman dışavurumcu mimarlığı savaşın yarattığı bunalıma karşı biçimci bir arayış olarak ortaya çıkmıştır. Max Berg (1870-1947) ve Hans Poelzig’in öncülüğünde başlamış, kısa sürede Was-sili Luckhardt (1889-1972), Cari Georg Heise, Cesar Klein, Adolf Behne, Hermann Hasler, Adolf Meyer (1881-1929), Georg Kolbe gibi dönemin önde gelen mimarlarınca da benimsenmiş, hatta Walter Gropius ve Ludwig Mies van der Rohe gibi akılcı işlevci düşüncelerin temsilcileriyle Peter Behrem gibi çağdaş mimarlığın öncüleri arasında bile geçici yandaşlar bulmuştur. 1919’da Gropius, Taut  ve Behne tarafından açılan Tanınmamış Mimarlar Sergisi’ nin, mimarlığa, tümüyle sanatçının yaratıcı gücünü öne çıkaran öznel bir işlev yüklediği görülmüştür.

Dışavurumcu mimarlar daha çok, gereç kullanımına ağırlık vermişler, tuğla ve fayans kullanarak dış yüzeyleri küçük parçalara böldükleri, iç mekânlarda da sarkıt dikit benzeri öğelerle gölge-ışık oyunları yarattıkları yapıtlar tasarlamışlardır. Dışavurumcu akımın en önemli temsilcisi, dramatik tasarımlarıyla tüm yapıyı bir yontu gibi ele alan Erich Mendelsohn olmuştur. Onun kimi yapılarında geniş cam yüzeyler yapması, ya da Rudolf Steiner’in (1861-1925) Goetheanum adlı okul yapısında betonu, serbest biçimler vererek, üstünü kaplamadan kullanması, dışavurumcu yaklaşımın örnekleri arasında sayılır. Hermann Finsterlin (1887-1973) ve Friedrich Höger (1877-1949) gibi mimarlar da gerek yapıtları, gerek tasarımlarıyla bu akıma katılmışlardır. 1920’lere doğru akılcı işlevci yaklaşımın ağırlık kazanması Dışavurumculuk’ un akım olarak sona ermesine neden olmuştur.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Yorum ekle veya Makaleye katkı yap

Uyarı!
Hakaret içeren yorumların yasal takip gereği ip adresleri sistem tarafından kayda alınmaktadır.


Güvenlik kodu
Yenile

Filozof
Özel Arama Motoru
- Design by Filozof.net